Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 20.02.2025 T. 2024/2472 E. 2025/2555 K.
ÖZET: Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile \”…Davalı işverenin davacı işçinin güvenle çalışmasını sağlamak için 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4.1.a maddesine göre her türlü tedbirin alınmasını sağlamalıdır. Bu kapsamda davalı işverenin aynı Kanunun 4.1.b maddesine göre çalışanların alınan önlemlere uyup uymadığını denetlenmediği, davalı işveren olarak işyerinde gerekli organizasyonu sağlamadığı, çalışanlar arasında koordinasyonu sağlamadığı, işveren tarafından gerekli denetim ve gözetimin yapılmadığı bu itibarla davaya konu olan kazada; gerekli önlemleri almayan, denetim ve gözetim yapmayan, çalışanlar arasında koordinasyonu sağlamayan davalının %70 oranında etkili olduğu, davacının ise ihmali davranışının %30 oranında kusurlu olduğuna dair belirlemenin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılarak davalı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı vekili SGK tarafından davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin mahsup edilmediğini ileri sürmüştür. Davacının geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle maluliyetinin % 4 olduğu YSK ve SGK tarafından belirlenmiştir. Maluliyet oranına itiraz edilmesi nedeniyle ATK’dan maluliyet tespiti istenmiş ve ATK tarafında davacının maluliyet oranının %7,1 olduğu belirlenmiştir. Davacının maluliyetinin %10 un altında olması nedeniyle davacıya bağlanan gelir bulunmadığı anlaşılarak davalı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(6331 S. K. m. 4) (5510 S. K. m. 13, 16, 20, 21) (4857 S. K. m. 77)
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirkette “inşaat teknikeri” olarak … Şantiyesinde çalışmakta iken 06.12.2016 tarihinde iş kazası geçirdiğini, sol ayak tarak kemiğinde kırıklar meydana geldiğini, ameliyatla ayağına platin takıldığını, tedavisinin hala devam ettiğini, … Şantiyesinin 24. Kat terasından bina merkez çekirdeği terasına mobil çelik merdivenle çıkarken, merdivenin sağlam monte edilmemesinden merdivenin kayması neticesinde merdivenle birlikte davacının 4 metre mesafeden aşağı düştüğünü, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun olmadığını, gerekli iş emniyet tedbiri almayan işverenin sorumlu olduğunu, belirterek şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın tazmin ve tahsiline karar verilmesini talep ve iddia etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda müvekkili şirketin hiçbir kusurunun olmadığını, müvekkili şirketin herhangi bir şekilde sorumluluğunu doğuracak bir gerekçenin mevcut olmadığını, bir işverenin işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin gerektirdiği her türlü önlemi alması gerektiğinin bilincinde olduğunu, üzerine düşen tüm sorumlulukları eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, müvekkili şirkete yöneltilen ithamların asla kabul edilemez nitelikte olduğunu, işçilerin çalıştığı yerlere özel bilgi ve talimatlar içeren levhalar konulduğunu, çalışanların tercih ve dikkatine bırakılmaksızın iş yerinde her türlü güvenlik tedbiri alındığını, etkin denetimlerle ve işçiler uyarılarak çalışanların kendi inisiyatifini kullanarak tehlikeli biçimde çalışmaları da müvekkili şirket tarafından engellendiğini, işçi güvenliğini ön planda tutan ve bunun için yasalarca çizilmiş her türlü önlemi aldığını, müvekkili şirketin davalının tazminat talebine konu olayda kusurunun bulunmadığını ve olayın meydana gelmesinde eksikliğinin bulunmadığını, müvekkili şirketin tazminat talebi ile muhatap olabilmesi için olayın gerçekleşmesinde kusurunun bulunması gerektiğini, müvekkili şirketin hiçbir kusurunun bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; \”…Mahkememizce kusur oranı yönünden rapor aldırılmış 01.04.2022 havale tarihli kusur raporunda işverenin % 70, kazazede işçinin % 30 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. İşçi ile işverenin kusurunu tespit amacıyla iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılmış alınan kusur bilirkişisi kurulu raporunda mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere davacı işçinin uyup uymadığı yönleri yargısal denetime elverir biçimde irdelenmiş olduğundan bu rapor hükme esas alınmış, davalı tarafın itirazlarının soyut ve gerekçe içermemesi nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacının tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle maluliyetinin % 4 olduğu YSK ve SGK tarafından belirlenmiştir. Maluliyet oranına itiraz edilmesi nedeniyle ATK’dan maluliyet tespiti istenmiş ve ATK tarafında davacının maluliyet oranının %7,1 olduğu tespit edilmiştir. Maddi tazminat hesabına ilişkin 14.11.2022 ve 17.04.2023 tarihli hesap bilirkişisi raporu alınmıştır. Davacı vekili aldırılan bilirkişi raporuna istinaden 16.05.2023 havale tarihli dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini arttırarak davayı ıslah etmiştir. Dava, iş kazasına dayanan maddi tazminat alacağı istemine ilişkindir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı iş yerinde çalışmakta iken 06.12.2016 tarihinde iş kazası geçirdiği, bu kaza nedeniyle davacının % 7,1 oranında malül kaldığı, meydana gelen kazanın iş kazası olup bu iş kazasında işyerinin % 70 oranında, kazazede işçinin ise % 30 oranında kusurlu olduğu bu kaza nedeniyle davacının maddi zararının alınan hesap bilirkişisinin dosya içeriğine uygun raporuna göre 326.723,47 TL olduğu sabit olduğu …\” gerekçesiyle \”Davanın kabulü ile 326.723,47 TL alacağın olay tarihi olan 06.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, \” şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin kusurunun bulunmadığını, davalının her türlü iş güvenliği önlemini almasına rağmen olayın meydana geldiğini, olayda davalının sorumluluğunu gerektirir illiyet bağının bulunmadığını kusur tespitinin hatalı olduğunu sgk tarafından davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin mahsup edilmediğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile \”…Davalı işverenin davacı işçinin güvenle çalışmasını sağlamak için 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4.1.a maddesine göre her türlü tedbirin alınmasını sağlamalıdır. Bu kapsamda davalı işverenin aynı Kanunun 4.1.b maddesine göre çalışanların alınan önlemlere uyup uymadığını denetlenmediği, davalı işveren olarak işyerinde gerekli organizasyonu sağlamadığı, çalışanlar arasında koordinasyonu sağlamadığı, işveren tarafından gerekli denetim ve gözetimin yapılmadığı bu itibarla davaya konu olan kazada; gerekli önlemleri almayan, denetim ve gözetim yapmayan, çalışanlar arasında koordinasyonu sağlamayan davalının %70 oranında etkili olduğu, davacının ise ihmali davranışının %30 oranında kusurlu olduğuna dair belirlemenin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılarak davalı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı vekili SGK tarafından davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin mahsup edilmediğini ileri sürmüştür. Davacının geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle maluliyetinin % 4 olduğu YSK ve SGK tarafından belirlenmiştir. Maluliyet oranına itiraz edilmesi nedeniyle ATK’dan maluliyet tespiti istenmiş ve ATK tarafında davacının maluliyet oranının %7,1 olduğu belirlenmiştir. Davacının maluliyetinin %10 un altında olması nedeniyle davacıya bağlanan gelir bulunmadığı anlaşılarak davalı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle manevi tazminat talebi hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77. maddesi,
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.