Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 13.04.2017 T. 2017/309 E. 2017/280 K.
ÖZET: Somut olayda, kazanın meydana geldiği ve kaza sonucunda bir kişinin öldüğü, eylemin 5237 Sayılı TCK ‘nun ….maddesinde düzenlenen taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet verme suçunu oluşturduğu, suçun cezasına göre TCK gereğince ceza zaman aşımı süresinin 15 yıl olduğu, dolayısı ile KTK’nun …. ve TBK’nun ….maddesi gereğince davada da zaman aşımı süresi olarak bu sürenin dikkate alınması gerektiği anlaşılmış olup, bu yönden istinaf taleplerinin kabulü gerekmiş olup yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
(6100 S. K. m. 353) (2918 S. K. m. 109) (6098 S. K. m. 49, 72) (5237 S. K. m. 66, 85)
Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 12/01/2017 tarih ve 2015/175 Esas 2017/36 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olmakla, HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili, 17/05/2006 tarihinde saat 10.00 sıralarında davalı …’ a ait, …’in sevk ve idaresinde bulunan … plakalı aracın neden olduğu kazanın, …’nun ölümüyle sonuçlandığını, sürücü …’in 17/05/2006 tarihli rapor ile kusurlu bulunduğunu, rücu hakkına dayanarak talebe rağmen davalının borcunu ödememesi üzerine alacağı temin maksadıyla borçluya karşı Van 2.İcra Müdürlüğünde 2014/14567 E. dosya ile ilamsız icra takibine geçildiğini, ancak davalının takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek, takibe devam edilebilmesini teminen itirazın iptaline karar verilmesini ve davalının aleyhine %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini, ayrıca borçlunun haksız çıkma durumunda mal kaçırma ihtimaline binaen borçlu adına kayıtlı … plakalı araç kaydı üzerine devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, müvekkilinin kaza tarihi olan 15.05.2006 tarihinde … plakalı aracın kayden maliki olduğunu, aracı kazadan önce 06.04.2016 tarihinde oto satış mukavelesi ile dava dışı …’ye satıp devrettiğini, dava konusu istemin zamanaşımına uğradığını, rücu istemine ilişkin ödemenin 28.06.2006 tarihinde yapıldığını ve ödeme yapılan tarih üzerinden iki yıllık sürenin geçtiği iddiası ile davanın reddine karar verilmesini ve davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
YEREL MAHKEME KARARI; Mahkemece, “davalının zaman aşımı def’inin süresinde olduğu, takip tarihi itibariyle davacının rücuen tazminat alacağının zaman aşımına uğradığı anlaşılmakla, davanın reddine ve davacının kötüniyetle takip başlattığına dair bir delilin bulunmaması nedeniyle davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş” şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF İSTEMİ; Davacı vekili; davanın rücu davası olmadığını, genel alacaktan kaynaklı itirazın iptali davası olduğunu, 10 yıllık zaman aşımının söz konusu olduğunu, yerel mahkeme kararının tam anlamıyla gerekçelendirilmediğini, bilirkişi kusur tespitinde bulunulmadığını, ehil uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetine dosya tevdi edilmeden önceki bilgi ve belgelere bağlı kalınarak karar verilmesinin isabetli olmadığını, 27/02/2017 tarihli ek istinaf dilekçesinde de dava konusu edilen alacak ceza zaman aşımına tabi olduğunu, 15 yıllık zaman aşımının söz konusu olduğunu, her şartta ve her türlü değerlendirmede zaman aşımı olmadığının ortaya çıkacağı yönünde istinaf dilekçesini sunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, itirazın iptali (rücudan kaynaklanan) davasıdır.
17/05/2006 tarihinde … plakalı aracın sürücüsü … Doğubayazıt yönünden Çaldıran yönüne seyrederken olay yerine geldiğinde, şerit ihlali yaparak sol şeride geçip karşı yönden gelen dava dışı sürücü … yönetimindeki, … plakalı araç ile çarpıştığı, kaza sonucu … isimli şahsın vefat ettiği, Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/209 Esas sayılı dosyasında da belirtildiği üzere; kazada …’in tam kusurlu olduğu, … plakalı aracın trafik sigortası olmadığından davacı Güvence Hesabı tarafından ölenin yakınlarına hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatının ödendiği, … plakalı araç malikinin davalı … olduğu, … hakkında Van 2.İcra Müdürlüğü ‘nün 2014/14567 esas sayılı dosyası ile davacı tarafından ilamsız icra takibine girişildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve süresinde iş bu davanın açıldığı belirgindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, 2918 Sayılı Yasanın 109.maddesinde belirtildiği üzere, 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davada çözümlenmesi gereken husus, zaman aşımı süresinin dolup dolmadığı yönündedir.
TBK ‘nun 49.maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72.maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemiyle açacağı davaları, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 ve her halde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. TBK’nun 72.madesinin 1.fıkrasının son cümlesinde ise, ceza kanunlarında daha uzun bir zaman aşımı ön görüldüğü takdirde bu zaman aşımının uygulanacağı açıklanmıştır. Buna karşılık, 2918 Sayılı KTK ‘nun 109/1.maddesinde ” Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zaman aşımına uğrar” hükmüne, yine aynı kanunun 109/2.maddesinde ise,” dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunun bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi ön görmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere, tazminata konu olan olay ceza hukuk anlamında suç oluşturan bir fiile ilişkin olduğu takdirde daha uzun olan ceza zaman aşımına uygulanacağı aşikardır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 13/4/2016 tarih, 2015/17220 Esas 2016/4747 K. Sayılı ilamı ile, yine aynı dairenin 20/10/2016 tarih ve 2014/9839 Esas 2016/9124 Karar sayılı ilamları)
Somut olayda, 17/05/2006 tarihinde kazanın meydana geldiği ve kaza sonucunda bir kişinin öldüğü, eylemin 5237 Sayılı TCK ‘nun 85/1.maddesinde düzenlenen taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet verme suçunu oluşturduğu, suçun cezasına göre TCK’nun 66/1-d maddesi gereğince ceza zaman aşımı süresinin 15 yıl olduğu, dolayısı ile KTK’nun 109 ve TBK’nun 72.maddesi gereğince davada da zaman aşımı süresi olarak bu sürenin dikkate alınması gerektiği anlaşılmış olup, bu yönden istinaf taleplerinin kabulü gerekmiştir.
Mahkemece kusur ve aktüerya raporu alınmış deliller toplanmıştır. Ancak, dava zaman aşımı yönünden reddedildiğinden deliller değerlendirilmemiştir. HMK’nun 353/1-a-6.maddesine göre, mahkemece, tarafların davanın esası ile ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiç biri toplanmadan veya gösterilen delillerin hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması halinde istinaf mahkemesince duruşma yapılmaksızın dosyanın mahkemesine iadesine kesin olarak karar verilir. Burada delillerin toplanmış olması yeterli olmayıp toplanmış olan bu delillerin değerlendirilmeye alınması da gerekir. Delil değerlendirilmesi ilk derece mahkemesinin asli görevidir. Bu anlamda, mahkemece delillerin toplanmış olmasına rağmen toplanan bu delillerin usulünce değerlendirilmesi yapılmadığı için dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile, Van 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 12/01/2017 tarih ve 2015/175 Esas, 2017/36 Karar sayılı ilamının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunmaması nedeniyle KALDIRILMASINA,
2-HMK’nun 353/1-a-6.maddesi gereğince toplanan delillerin değerlendirilip karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine İADESİNE,
3-İstinaf başvurusunun kabulü nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın talep halinde başvuru sahibine iadesine,
4-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf yoluna başvuran taraf aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın yerel mahkemece taraf vekillerine tebliğine,
Dair, HMK’nın 353/1-a ve 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 13.04.2017