İzmir Bölge İdare Mahkemesi İZMİR. 1. İDARİ DAVA DAİRESİ 04.11.2020 T. 2020/411 E. 2020/749 K.
ÖZET: Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesi ile 657 sayılı Kanun’da kamu personelinin naklen atanabilmesinin esas olduğunun düzenlenmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, yapılan soruşturma sonucu veya hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle kamu personelinin geçici görevlendirmeye tabi tutulabilecek olması, hukuk devletinde egemen olan hukukî güvenlik ve hukukî belirlilik ilkesini ihlâl edecektir. Belirtilen bu durum itibarıyla, geçici görevlendirmeyi haklı kılabilecek, kamu yararı ve hizmet gereklerine yönelik bir gerekçe olmaksızın, davacı hakkında açılacak disiplin soruşturması gerekçe gösterilerek görevinden uzaklaştırma amaçlı olarak tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
(2709 S. K. m. 2) (657 S. K. m. 125)

İSTEMİN ÖZETİ: ………. olarak görev yapmakta olan davacının 29.11.2018 tarih ve 221361 sayılı Olur ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığına Bakanlık Müşaviri olarak görevlendirilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada;”…idarenin kamu hizmetinin gerekleri doğrultusunda personelin görev yerini değiştirme konusunda kanunen sahip olduğu takdir yetkisini ihtiyaca binaen hizmet gereklerine uygun olarak kullandığı, bu takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında subjektif nedenlerle kullandığına dair herhangi bir bilgi belge de bulunmadığı anlaşıldığından ve davacının hizmet sınıfı, kadro ve derecesi gözetilerek görevlendirildiği dikkate alındığında, dava konusu işlemde kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.” gerekçesiyle davanın reddine ilişkin İzmir 2. İdare Mahkemesinin 27.12.2019 gün ve E:2019/519, K:2019/1748 sayılı kararının; Bakanlık Müşavirliği kadrolarının iptal edildiği, takdir hakkının görevlendirmelerde açıkça ortaya konulması gerektiği, disiplin soruşturmasının haklılığını ortaya koyduğu, dava konusunun yer değiştirme davası değil, görevlendirme olduğu, görevlendirmenin hizmet gerekleri ve kamu yararı amacıyla yapılmasının zorunlu olduğu, kadrosu iptal edilmiş bir memuriyete görevlendirmenin yasada yer almadığı, hakkında soruşturma açılmaması kararı verildiği ve bu kararın yine yargı kararıyla kesinleştiği, uzun ve başarılı bir yöneticilik geçmişine sahip olduğu, kararda başarısızlık vb. durumlarının tayin işlemlerinde dikkate alınacağı belirtilmiş ise de geçmişi başarılarla dolu olduğu için bu kıstasın kendisi açısından negatif bir etken olarak değerlendirilemeyeceği, görevlendirmede başarının bir kriter olmadığı, ancak ihtiyaç sebebiyle yapılan idari bir işlem olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ: Davanın reddini gerektiren hususların, davaya karşı sunulan cevap dilekçelerinde ve kaldırılması istenilen kararda etraflıca açıklanıp, karşılandığı, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığı, Mahkeme kararının usule ve hukuka uygun olduğu, haksız ve mesnetsiz istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:

Dava; …… olarak görev yapmakta olan davacının 29.11.2018 tarih ve 221361 sayılı Olur ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığına Bakanlık Müşaviri olarak görevlendirilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda aynı kurum içinde geçici görevlendirme konusu düzenlenmemiş olmakla birlikte, bir kamu kurumunun mevzuatla belirlenmiş olan görev alanı içinde yer alan “geçici” nitelikteki bir hizmeti ya da, değişen ve gelişen sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sonucu olarak ortaya çıkan, henüz örgütsel altyapısı oluşturulmamış ve bir kadro ile ilgilendirilmemiş olan “yeni bir kamu hizmetini” yürütmek amacı ile durumu uygun olan kamu görevlilerinin, “kadroları ile hukuki bağlarını sürdürmek” ve “belli bir süre ile sınırlı olmak üzere” atamaya yetkili amir tarafından geçici olarak görevlendirilmeleri olanaklıdır.

Kamu hizmetinin yürütülmesinde, memurun bir başka yer ve görevde geçici görevle görevlendirilmesi olağan bir yöntem olmayıp, kamu yararı ve hizmetin gereği açısından zorunluluk bulunması durumunda istisnai olarak başvurulabilecek bir müessesedir.

Ancak geçici olarak görevlendirmede idareye tanınan takdir yetkisinin kullanılması mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlıdır. Takdire dayalı bu tür işlemlerin hukuken geçerli bir sebebe dayanması idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.

Kamu görevlisinin, kurum içinde geçici olarak görevlendirilebilmesi için, görevlendirildiği konuda, uzmanlığından yararlanılmasında kamu hizmetinin daha iyi bir şekilde sunulabilmesi bakımından zorunluluk bulunduğunun hukuken geçerli ve inandırıcı bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerekmektedir.

Kamu personelinin niteliği, yeteneği, liyâkatı gibi hususlar gözetilerek, görevlendirilecek birimde hizmetine ihtiyaç duyulması sebebiyle geçici görevlendirilmesi mümkün olup, bunun dışında kalan kamu yararı ile bağdaşmayan, örneğin kamu görevlisini görevinden fiilen uzaklaştırmak veya onu cezalandırmak gibi başkaca nedenlerle kurum içi geçici görevlendirme yapılması, uygulamada geliştirilen ve sınırı içtihatlarla belirlenen bu müessesenin amacına uygunluk taşımamaktadır.

Bu kapsamda özellikle hakkında adlî veya idarî soruşturma yürütülen personelin, görevi başında kalmasında sakınca görülerek, kurum içinde başka bir yere geçici olarak görevlendirilmesi, geçici görevlendirmenin yöneldiği amaçla bağdaşmaz.

Dava dosyasının incelenmesinden, …… olarak görev yapan davacı hakkında “İzmir İli, Çiğli İlçesi, A1 Mahallesi, 21650 ada, 7 numaralı parsel üzerinde bulunan, …… Özel Sağlık Hizmetleri Ticaret A.Ş. adına kayıtlı taşınmazda yapılan …… Hastanesi inşaatı ile ilgili olarak, inşaatta 5.011,6 m2 emsal aşımı olmasına rağmen İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 12.09.2017 tarihli ve E.32567 sayılı yazısıyla, emsal hesabının uygun olduğu belirtilerek …… Hastanesinin faaliyete geçmesine sebebiyet verildiği” iddiası ile disiplin soruşturması başlatıldığı, yürütülen soruşturma neticesinde düzenlenen 06.07.2018 tarihli Soruşturma Raporunda iddia konusu fiillerin sübuta erdiğinden bahisle davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/D-(ı) maddesi uyarınca ”1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması” cezası ile tecziye edilmesinin teklif edildiği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Disiplin Kurulu Başkanlığının 07.09.2018 tarih 2018/13 sayılı kararı ile “K1 ile ilgili olarak getirilen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/D-ı maddesinde yer alan görevin yerine getirilmesinde kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak hükmü uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziye edilmesi teklifinin reddine” karar verilmesi üzerine, davacının 21.09.2018 tarih ve 164929 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Personel Dairesi Başkanlığı işlemi ile uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının dava konusu işlem ile de Çevre ve Şehircilik Bakanlığına Bakanlık Müşaviri olarak görevlendirilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Hakkında adlî veya idarî bir soruşturma yürütülen kamu personelinin görev yerinde kalmasında sakınca bulunması durumunda, ilgili yerdeki görev süresine bakılmaksızın naklen başka bir yere atanabileceği gibi görevi başında kalmasında sakınca bulunan memur için 657 sayılı Kanun’da düzenlenen görevden uzaklaştırma müessesesinin cari olacağı ve bu usûlün işletilebileceği de kuşkusuz olup, bunun yerine, özellikle görevlendirilen yerdeki ivedilik taşıyan hizmet ihtiyacının ortaya çıkması halinde ve bununla sınırlı olarak kullanılması öngörülen kurum içi geçici görevlendirme müessesinin uygulanması hukuken mümkün değildir.

Zira Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesi ile 657 sayılı Kanun’da kamu personelinin naklen atanabilmesinin esas olduğunun düzenlenmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, yapılan soruşturma sonucu veya hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle kamu personelinin geçici görevlendirmeye tabi tutulabilecek olması, hukuk devletinde egemen olan hukukî güvenlik ve hukukî belirlilik ilkesini ihlâl edecektir.

Belirtilen bu durum itibarıyla, geçici görevlendirmeyi haklı kılabilecek, kamu yararı ve hizmet gereklerine yönelik bir gerekçe olmaksızın, davacı hakkında açılacak disiplin soruşturması gerekçe gösterilerek görevinden uzaklaştırma amaçlı olarak tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 2. İdare Mahkemesinin 27.12.2019gün ve E:2019/519, K:2019/1748 sayılı istinaf başvurusuna konu kararının kaldırılmasına, davanın konusu işlemin iptaline, davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 417,95.TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00.TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yersiz alınan 54,40.TL karar harcının talebi halinde ilgili tahsil dairesince davacıya ödenmesine, yatırılan posta giderinden artan miktarın Mahkemesince yatırana iadesine, kararın tebliği için dosyanın ait olduğu Mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45/6. ve 46. maddeleri uyarınca kesin olarak, 04/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.