Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi 06.05.2024 T. 2023/1103 E. 2024/871 K.
ÖZET: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davalının ekonomik sıkıntı içinde iken tek parça olarak tarlayı satması mümkün iken farklı yönteme başvurması, davacıların her birine aynı miktarda borçlanılması, bütün alacaklıların alacaklarını aynı yöntem ile tahsil etmelerine karar vermeleri, bir çok kişinin bir araya gelerek inançlı işlem yapmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçelerine dayanarak davanın kabulü ile taşınmazların tescil ve tapu kayıtlarının iptali ile, eski malik olan davalı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
(6100 S. K. m. 353, 362, 375, 376)

ILGIN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’nin 2018/262 Esas, 2020/240 Karar sayılı dosyasında 22/09/2020 tarihli kararına karşı davacı/davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine dosya dairemize tevzi edilmekle yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Dava konusu Konya ili, Ilgın İlçesi, Bulcuk Mah. Karşıyaka mevkii 0 ada 1956 parsel, Konya İli Meram ilçesi Bayat Mah. Kızılcaova mevkii 38226 ada 4 parsel ve Konya ili Meram ilçesi Gödene mah. Hanönü mevkii 38686 ada 14 parselde kayıtlı tarla vasıflı tarım arazilerinin mahkemenin 2017/403 E. 2017/406 K sayılı karan ile hükmün davalısı adına kayıtlı iken dürüstlük iyi niyet kurallarına aykırı biçimde kanun hükümlerini dolanmak maksadıyla muvazaalı olarak 6100 sayılı HMK 375/1-h hilafına hileli davranışlarla hükmen tescili sağlandığını bu nedenle hükmün iptalini, hükmün iptali ile hükme dayalı tescil dayanaksız kalacağından, dayanağı kalmayan tapunun iptali ve eski malik üzerine tescilini, dava sonuçlanıncaya kadar 3. Kişilere devrinin önlenmesi amacıyla dava konusu gayrimenkuller üzerine ihtiyati tedbir konulmasını dava ve talep etmiştir.

CEVAP: Davalılara usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermedikleri anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARAR ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davalının ekonomik sıkıntı içinde iken tek parça olarak tarlayı satması mümkün iken farklı yönteme başvurması, davacıların her birine aynı miktarda borçlanılması, bütün alacaklıların alacaklarını aynı yöntem ile tahsil etmelerine karar vermeleri, bir çok kişinin bir araya gelerek inançlı işlem yapmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçelerine dayanarak davanın kabulü ile Konya İli, Ilgın İlçesi, Bulcuk Mahallesi, 0 ada 1956 parsel, Konya İli, Meram ilçesi, Bayat Mahallesi, 38226 ada 4 parsel, Konya İli, Meram ilçesi, Gödene Mahallesi, 38686 ada 14 parsel, sayılı taşınmazların tescil ve tapu kayıtlarının iptali ile, eski malik olan davalı ….. TC kimlik numaralı … adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararını usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmün iptalini isteyen Tarım ve Orman Bakanlığının HMK’nın 375 ve 376.maddesinde belirtilen kişilerden olmadığını, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazları satın alırken tapunun üzerinde herhangi bir şerh olmadığını, satışa engel bir durumun da olmadığını, rehin irtifak hakkı ve ya kısıtlamada olmadığım, ilgili taşınmazın tarla olmasından kaynaklı olarak Konya İl Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne de satışa engel bir hususun olup olmadığının sorulduğunu, ilgili kurumca engel bir durumun olmadığını, bu konuda yasal bir düzenlemenin mevcut olmadığını, bakanlıktan görüş istendiği ve görüşe göre şuan tarım arazilerinin bu şekilde satışına ilişkin müdahale edemeyeceklerinin belirtildiğini, dava konusu taşınmazı tapu siciline güvenerek hiç tanımadıkları 3.kişiden satın aldıklarını, bu nedenle TMK.nın 1023.maddesi gereğince iyiniyetli 3.kişi konumunda olduklarını ve kazanımlarının korunması gerektiğini, ilk derece mahkemesi kararı ile bu kazanımlarının korunmadığını, dava konusu taşınmazda türlü faaliyetlerde bulunduğunu, vergisini ödediğini, Belediye kayıtlarında da bağımsız bölüm olarak kayıtlı olduğunu, ancak; kanunda yapılan bir değişiklik ile geçmişe etkili olarak iptal kararı verildiğini, çok ciddi mağdur olduğunu, ilk derece mahkemesince hükmün iptaline ve tapu kaydının iptaline karar verirken herhangi bir gerekçeye dayanmadığını, sadece kanun kapsamındaki değişikliği ileri sürerek karar verdiğini, gerekçeli kararda ve yargılamada davaya herhangi bir şekilde dahillerinin sağlanmadığını, taraf sıfatının eksik teşkil ettiğini, yargılama aşamasında lehlerine olan delillerin değerlendirilmediğini, adil yargılama ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili istinafa cevap dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu, dava konusu olayda yapılan işlemlerin yalnızca tarım arazilerinin bölünmesine yönelik olduğunu, belli kişi veya kişilerce örgütlü ve sistematik bir şekildi yürütüldüğünü, dava takiplerin birbirleriyle irtibatlı olduğunu, tarım arazilerinin bölünmesine yönelik davalardaki tarafların beyanları, harf hataları dahi aynı olan dilekçeler sunulduğunu, diğer davalarla ilgisi bulunmadığı iddiasına rağmen emsal olarak sunulan ilk derece mahkemesi kararlarına Resmi Gazetede Yayımlanmadığı halde aynı Yargıtay ve BAM kararlarının dosyalara sunulmasına bakıldığında bu hususun açıkça görüldüğünden bahisle, davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 376 ncı maddesi uyarınca “Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler”. Bu hükümle kanun koyucu, hükmün taraflarının muvazaa yaparak üçüncü kişiler aleyhine kesin hüküm elde etmelerini önlemeyi amaçlamıştır.

Yargıtay HGK’nun 2023/7-1145 2024/26 EK sayılı ilamına göre “Mahkemece 5403 sayılı Kanunun ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın davalının davayı kabulü hükme esas alınarak tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile davacılar adına tescile karar verilmesi hâlinde kamu yararı amacıyla getirilen ve kamu düzenine ilişkin olan “bölünemez büyüklük” kuralı ihlal edilmiş olmakta, davacılar ve davalı iyiniyet kuralına aykırı olarak kanuna karşı hile yapmak sureliyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet vermektedir.

Her ne kadar davalının davayı kabulü ve kanun yolundan feragati ile hüküm kesinleştirilmiş otsa da; davacılar ve davalı arasında bu danışıklı durumu yasanın koruması söz konusu olmayacağından, Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Dolaysıyla yargılamanın yenilenmesi talebi bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığına karar verilmesi doğru görülmemiştir.” diyerek Konya Valiliği Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün yargılamanın yenilenmesi talebi bakımından aktif husumetinin olduğuna hükmetmiştir.

Mahkemece 5403 sayılı Kanunun ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın davalının davayı kabulü hükme esas alınarak tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile davacılar adına tescile karar verilmesi hâlinde kamu yararı amacıyla getirilen ve kamu düzenine ilişkin olan “bölünemez büyüklük” kuralı ihlal edilmiş olmakta, davacılar ve davalı iyiniyet kuralına aykırı olarak kanuna karşı hile yapmak suretiyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet verdiği, emsal Hukuk Genel Kurulu ilamı dikkate alınarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 376 ncı maddesinde yer alan “Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler” hükmü uyarınca davacı idarenin yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar verilmesinin doğru olduğu, taşınmazı sonradan devralan istinaf eden davalının ve bayisinin taşınmazın kısa aralıklarla devraldığı, asıl davalıya ait payın evveliyatında mahkeme kararı ile bölündüğünü bilen veya bilmesi gereken kişi konumunda kötüniyetli olduğu ve TMK 1023. maddesinin koruyuculuğundan faydalanamayacağı dikkate alındığında davalı hakkında tapu iptali ve tescil kararı verilmesinin de yerinde olduğu anlaşıldığından davalının istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-ILGIN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’nin 2018/262 Esas, 2020/240 Karar sayılı dosyasında 22/09/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı ….’ın tarafın istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf talep eden davalı …’ın payı yönünden Hüküm tarihi itibarıyla hesaplanan 717,08 TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf peşin karar harcının mahsubu ile 636,38 TL bakiye istinaf karar harcının davalı ….’dan alınarak hazineye irat kaydına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuran davalı … üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşma açılmadan sonuçlandırıldığından taraflar leh ve aleyhine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,

5-HMK’nun 333. maddesi uyarınca kullanılmayıp kalan gider avansının olması durumunda sarf edene iadesine,

6-Kararın taraflara tebliğine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK’nun 361/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 06/05/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.