Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi 06.03.2019 T. 2018/1898 E. 2019/350 K.
ÖZET: Sanık hakkında açılan kamu davasında olağan dava zaman aşımı süresini kesen en son işlemin mahkemece sanığın savunmasının alındığı … tarihi olduğu ve bu tarihte tekrar 8 yıllık olağan dava zaman aşımı süresinin başladığı, mahkemece … tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının nihai hüküm olmaması sebebiyle dava zaman aşımını kesen sebeplerden olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının .. tarihinde kesinleşmesiyle .. s. CMK .. cümle maddesi uyarınca dava zaman aşımı süresinin durduğu, ihbara konu suçun işlendiği tarih olan … tarihinde kaldığı yerden tekrar işlemeye başladığı ve .. tarihi itibariyle atılı suç için öngörülen 8 yıllık asli dava zaman aşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla;.. sayılı CMK .. cümle maddesi ve .. sayılı TCK’nun … maddeleri delaletiyle .. sayılı CMK’nun … maddesi gereğince sanık hakkında atılı suçtan açılan davanın dava zaman aşımı süresinin yargılama aşamasında dolması nedeniyle düşürülmesine karar verilmiştir.
(5237 S. K. m. 53, 63, 155, 265) (5271 S. K. m. 231)

İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı sanık müdafi Av. K1 tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya incelenip görüşüldü;

İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Sanıklar …. ve …. hakkında Manyas Cumhuriyet Başsavcılığının 05/06/2007 tarih ve 2007/219 esas sayılı iddianamesi ile görevi yaptırmamak için direnme ve güveni kötüye kullanma suçlarından 5237 sayılı TCK 155/1, 265/1, 63 ve 53 maddeleri gereğince cezalandırılmaları için açılan kamu davasında ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanık K4’nun üzerine atılı görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatına karar verildiği, her iki sanık hakkında üzerlerine atılı güveni kötüye kullanma suçu yönünden ise 5237 sayılı TCK 155/1, 62, 52/2-4 maddeleri gereğince ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verildiği, 5271 sayılı CMK’nın 231 maddesi gereğince yine her iki sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve her iki sanığın da beş yıl denetim süresine tabi tutulmalarına karar verildiği, verilen kararın 10/03/2009 tarihinde kesinleştiği, İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/349 esas ve 2017/195 karar sayılı ilamı ile sanık ….’nun denetim süresi içerisinde 13.07.2009 tarihinde kasıtlı olarak başka bir suç işlediği ve bu kararın da 06/02/2018 tarihinde kesinleştiğinin mahkemece bildirilmesi üzerine dosyanın yeni esasa kaydedildiği ve yapılan yargılama neticesinde sanık …. hakkında kurulan ve açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün 5271 sayılı CMK’nın 231/11 maddesi uyarınca açıklanmasına karar verilerek sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 155/1 62, 52/2-4 maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verildiği, sanık müdafi K1 tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmakla,

Münhasıran sanık …. yönünden yapılan istinaf incelemesinde;

Sanık …. hakkında açılan kamu davasının suç tarihinin 29/03/2007 olduğu, Manyas Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/06/2007 tarihli iddianame ile açılan kamu davasında 18/11/2008 tarihinde güveni kötüye kullanma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 10/03/2009 tarihinde kesinleştiği, bu süre zarfında dava zaman aşımı süresinin de durduğu, sanığın deneme süresi içerisinde 13/07/2009 tarihinde yeniden suç işlediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile duran dava zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren yeniden işlemeye devam ettiği, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nun 155/1 maddesi gereğince cezanın üst sınırının 2 yıl olması dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e maddesi gereğince atılı suç için 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin bulunduğu, 5237 sayılı TCK 67/4 maddesi gereğince kesilmelerle beraber her halükarda olağanüstü dava zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu, ilk derece mahkemesince sanığın atılı suçtan ilk savunmasının alındığı 23/10/2007 tarihinin olağan dava zaman aşımı süresini kesen son işlem olduğu, bu tarihten itibaren olağan dava zaman aşımı süresinin tekrar işlemeye başladığı, sanık hakkında verilen ve 10/03/2009 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ise nihai hüküm olmaması sebebiyle olağan dava zaman aşımı süresini kesen işlemlerden olmayıp 5271 sayılı CMK 231/8-son cümle maddesi uyarınca olağan dava zaman aşımı süresini durduran işlemlerden olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesi ile duran olağan dava zaman aşımı süresinin denetimli serbestlik süresi içinde işlenen ihbara konu suçtan verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesi şartı ile ihbara konu kasti suçun işlendiği suç tarihinde tekrar işlemeye başladığı, ihbara konu suçun suç tarihinin 13/07/2009 olduğu, buna göre dava zaman aşımı süresinin 10/03/2009 tarihi ile 13/07/2009 tarihleri arasında toplam 4 ay 5 gün durduğu ve somut olayda en son dava zaman aşımı süresini kesen 23/10/2007 tarihinde tekrar işlemeye başlayan olağan dava zaman aşımı süresinin hükmün açıklandığı 19.09.2018 tarihinden önce 25.02.2016 tarihinde dolduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 67/1 maddeleri ve 5271 s CMK 231/8-son cümle maddesi delaletiyle 5271 sayılı CMK’nun 223/8 maddesi gereğince atılı suçtan açılan davanın dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiği halde, sanığın mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğu ancak, bu hukuka aykırılığın duruşma açılmadan düzeltilebilir nitelikte olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının hüküm fıkrasının (A) bendi ve devamındaki ilk sekiz fıkrasının tamamının hükümden çıkarılarak yerlerine gelmek üzere ” Sanık hakkında açılan kamu davasında olağan dava zaman aşımı süresini kesen en son işlemin mahkemece sanığın savunmasının alındığı 23/10/2007 tarihi olduğu ve bu tarihte tekrar 8 yıllık olağan dava zaman aşımı süresinin başladığı, mahkemece 18/11/2018 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının nihai hüküm olmaması sebebiyle dava zaman aşımını kesen sebeplerden olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 10/03/2009 tarihinde kesinleşmesiyle 5271 s. CMK 231/8-son cümle maddesi uyarınca dava zaman aşımı süresinin durduğu, ihbara konu suçun işlendiği tarih olan 13/07/2009 tarihinde kaldığı yerden tekrar işlemeye başladığı ve 25.02.2016 tarihi itibariyle atılı suç için öngörülen 8 yıllık asli dava zaman aşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla;5271 sayılı CMK 231/8-son cümle maddesi ve 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e, 67/1 maddeleri delaletiyle 5271 sayılı CMK’nun 223/8 maddesi gereğince sanık hakkında atılı suçtan açılan davanın dava zaman aşımı süresinin yargılama aşamasında dolması nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,

Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,” ibarelerinin eklenmesine,

Sanık …., katılan ve katılan vekiline kararın tebliğinden itibaren, Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden itibaren 15 gün içinde 5271 s. CMK 291 maddesi uyarınca yargı çevremiz içerisinde Dairemize, yargı çevremiz dışında ise Dairemize gönderilmek üzere emsal mahkemeye verilecek bir dilekçe ile veya Dairemiz katibine sözlü başvurunun zabıt katibince yazılı tutanağa geçirilmesi ve tutanağın hakim tarafından onaylanması suretiyle Yargıtayda TEMYİZ yolu açık olmak üzere, yasal süre içerisinde yasa yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceğine,5271 s. CMK 303/1-a maddesi delaletiyle 5271 s. CMK 280/1-a maddesi uyarınca düzelterek istinaf başvurusunun esastan reddine dair 06/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.