Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 19.10.2020 T. 2017/17012 E. 2020/12239 K.
ÖZET: Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili süre belirtmeksizin davacının yıllık izin haklarının kullandırılmadığını iddia etmiş, 30.03.2016 havale tarihli talep artırım dilekçesinde ise davacının çalışma süresi boyunca hak kazandığı 150 günlük yıllık izin süresinden Umre ziyareti için kullanıldığı belirtilen 20 gün düşüldüğünde, bakiye 130 gün için yıllık izin ücreti hesaplanarak talep artırımında bulunulmuş, Mahkemece bu hesap doğrultusunda yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır. Yargılama sırasında dinlenen davacı tanığı … “… 2014 yılı Nisan ayında birlikte gezmeye çıktık, davacı 10 gün izin kullandı.” şeklinde, yine yargılama sırasında dinlenen davacı tanığı … ise “… davacı 2014 yılı ve 2013 yılında yıllık izin kullandı” şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece, davacının davayı somutlaştırma yükü (HMK m.194), hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK m. 31) bulunduğu göz önüne alınarak, davacının 9 yıllık çalışma süresi boyunca sadece 20 gün izin kullanması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, hem bu hususta hem de davacı tanıklarının beyanlarına karşı, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

(2709 S. K. m. 141) (6100 S. K. m. 31, 194)

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 2003 yılı Mayıs ayından iş akdinin haksız şekilde feshedildiği 12/05/2014 tarihine kadar, askere gittiği 22/02/2008 ile 01/05/2009 tarihleri arası dışında kesintisiz çalıştığını, davacının karı koca olan davalılara ait işyerinde çalıştırıldığını ancak sigortasının bazen biri bazen diğerinden gösterildiğini, giriş çıkış yapılıp bazen de hiç bildirim yapılmadığını, davacının en son 2.500 TL maaş ve 375 TL yemek parası aldığını, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu kaydında en son maaşının 1.071 TL olarak gösterildiğini, davacının sabah 08: 00’de işe başlayıp akşam en erken 20:30-21:00’de, genelde ise 22:00’de işten çıktığını, Cumartesi günleri tam gün çalıştığını, bazı Pazar günleri saat 13:00’den 20:00’ye kadar çalıştığını, dini bayramların ilk 2 günü çalışmadığını, diğer dini bayram ve genel tatillerde çalıştığını, davacının yıllık izin kullanmadığını, davacının sebepsiz olarak 12/05/2014 tarihinde işten çıkartıldığını iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının görevini suistimal etmesi sebebiyle işverence işten çıkarılıp hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davacı ile diğer işten çıkartılan … isimli kişinin iş akdinin, işyeri hesabı dışında başka iş yapmaları ve mesaiye riayet etmemeleri nedeniyle sona erdirildiğini, davacının her yıl ücretli iznini kullandığını, ücretli izin alacağının olmadığını, fazla mesai alacağının bulunmadığını, ücret alacağı olmadığını, müvekkilinin işyerinde dini bayramlarda çalışılmadığını savunarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Temyiz:

Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.

Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Taraflar arasında, davacının yıllık izin ücreti alacağının miktarı noktasında uyuşmazlık vardır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesinde hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir şeklinde düzenleme yapılarak hakime yargılama sonunda doğruya ulaşma görevini yüklemiştir. Anayasamızın 141. maddesine göre, yargı basit, çabuk ve ucuz gerçekleşmelidir. Devlet yargının basit, ucuz ve çabuk gerçekleşmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak durumundadır. Zira hakkın tanınması ve korunmasındaki gecikmeler, hukuk devleti ilkesi ile uyumlu değildir, adil yargılanma hakkını ihlâl eder. Bu sebeple yargılama sonucunda ulaşılacak hüküm, doğru, gecikmemiş ve kendisinden beklenen etkiyi gösteren bir niteliğe sahip olmalıdır. Bundan dolayı belirsiz vakıaların açıklattırılmasına, eksikliklerin hâkim tarafından işaret edilerek taraflarca giderilerek yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmesine ilişkin hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Usul hukukunda bu yükümlülüğün anlamı, doğru hüküm kurulmasıdır. Bu hususta yapılacak bir inceleme içinse, tarafların iddialarını eksiksiz ve zaman, yer gibi somut unsurlarıyla tam bir açıklık içinde yargılamaya getirmeleri gerekmektedir.

Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili süre belirtmeksizin davacının yıllık izin haklarının kullandırılmadığını iddia etmiş, 30.03.2016 havale tarihli talep artırım dilekçesinde ise davacının çalışma süresi boyunca hak kazandığı 150 günlük yıllık izin süresinden Umre ziyareti için kullanıldığı belirtilen 20 gün düşüldüğünde, bakiye 130 gün için yıllık izin ücreti hesaplanarak talep artırımında bulunulmuş, Mahkemece bu hesap doğrultusunda yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır.

Yargılama sırasında dinlenen davacı tanığı … “… 2014 yılı Nisan ayında birlikte gezmeye çıktık, davacı 10 gün izin kullandı.” şeklinde, yine yargılama sırasında dinlenen davacı tanığı … ise “… davacı 2014 yılı ve 2013 yılında yıllık izin kullandı” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Mahkemece, davacının davayı somutlaştırma yükü (HMK m.194), hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK m. 31) bulunduğu göz önüne alınarak, davacının 9 yıllık çalışma süresi boyunca sadece 20 gün izin kullanması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, hem bu hususta hem de davacı tanıklarının beyanlarına karşı, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.10.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.