Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 04.06.2018 T. 2018/181 E. 2018/184 K.
ÖZET: Davacı tarafın çiftlik evinin 412 parsel üzerinde olduğu konusunda yanılgıya düştüğü iddiası ise; hem tescil tarihi (…../…/….. ) ile davanın açılış tarihi (…/…/….) arasında geçen zaman dilimi, hem de tanık beyanları çerçevesinde kabul görmemiştir. Davacı taraf her ne kadar çiftlik evinin yerini bilme konusunda esaslı hataya düştüğünü iddia etse de dinlenen tanık beyanlarından paylaştırmalardan önce tüm taşınmazların ayrıntılı plan, kroki ve tapu kayıtlarının çıkarıldığı, itirazı olan kimsenin de çıkmadığı, kura öncesi taşınmazların değerinin tek tek tespit edildiği, çiftlik evinin değil çiftlik mevkinin 4 eşit parçaya bölündüğü ve bu parçaların da …, …, … ve … isimli kardeşlere çıktığı,…/…/…. tarihli tutanakta da “çiftlik, ağagöl, terliksiz tarlalarının” şeklinde ifadesinin yer aldığı, çiftlik evinin bağımsız, ayrı olarak kuraya dahil edilmediği, belirtilen mevkiin maddi değerinin ölçülerek 4 eşit parçaya bölündüğü, davalıya düşen kısım içerisinde çiftlik evinin de bulunduğu anlaşılmıştır. Taşınmazlar miras bırakan tarafından bizzat tapuda satış yapmak suretiyle devredildiğinden ve tapu kayıtlarında taşınmazların cinsi ayrı ve açık bir biçimde belirtilmiş olduğundan davacının çiftlik evinin bulunduğu yerin bilinmediği iddiası hayatın olağan akışına terstir. Keza miras bırakanın arzusu da bu yönde olup tapuda satış yolu ile mirasçılar arasındaki paylaşımı sağladığından mahkemenin red kararı yerindedir. İzah edilen nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
(4721 S. K. m. 676, 677, 678, 680, 728)

Karataş Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 02/11/2017 tarih ve 2015/96 Esas – 2017/291 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan istinaf karar incelemesinde;

Davacı vekili 11.05.2015 tarihli dava dilekçesi ile, tarafların murisi …ın 26.06.2013 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılar arasında yapılan 01.08.2011 tarihli yazılı anlaşma-miras taksim sözleşmesi ile tapulu kum ve toprak tarlaların 11 eşit parçaya bölünüp, mirasçılara düşecek yerlerin kura ile belirlenerek mirasın taksimine karar verildiğini ve mirasçılar arasında ekte sunulan 07.08.2011 tarihli tutanağın düzenlendiğini, bu tutanakta davalıya Kura-1 nolu pay, davacıya ise Kura-3 nolu payın düştüğünü, miras kalan taşınmazların bir kısmı bulundukları mevkiye göre Ağagöl, Terliksiz, Çiftlik (çiftlik evi ve eki yapılar) olarak kura’da gruplandırıldığını, miras kalan yerlerden çiftlik evi ve ekleri (mirasçılar tarafından 626 parsel içerisinde olduğu değerlendirmesiyle) ile 4 adet kura’ya yani I, II, III, IV sayılı kuraya konu edildiğini, çekilen kurada I nolu kurayı …,II nolu kurayı …,III nolu kurayı … ve IV nolu kurayı … tarafından çekildiğini, kabul ettiklerini beyan ederek tutanağı imzaladıklarını, miras taksiminde kurada yazılı çiftliğin 626 parsel sayılı taşınmaz üzerinde olduğu kabul edilerek miras taksim sözleşmesi düzenlendiğini, çiftlik evi ve eklenti binaların …,…, … ve … arasında kullanılacağı, olmadığı takdirde değerinin aralarında paylaşılacağı kararlaştırılarak çiftlik evi ve eklentilerinin değerinin belirlendiğini, taraflar arasında yapılan anlaşma gereği çiftlik evi ve eklentileri, tüm yapıların ortak kullanımı, değilse yapı bedellerinin hesaplanan miktarı üzerinden çiftlik kurası çeken 4 kişiye bölünerek ödenmesine karar verilmesine rağmen bugüne kadar davalı tarafından diğer paydaşların çiftliği kullanmasına izin verilmediğini, çiftliği sadece davalının kullandığını ve davacının hissesine düşen bedeli de ödemediğini, miras paylaşımından sonra yaptırılan ölçüm sonucunda çiftliğin üzerinde bulunduğu parselin 626 değil Adana ili, Karataş ilçesi,… Köyünde tapuya kain 412 parsel olduğunun ortaya çıktığını, bu 412 numaralı parselin de kurada davalıya çıkan parsel olduğunu, davalının diğer paydaşların ve davalının kullanımına engel olması, çiftlik evi ve eklentilerini sahiplenmesi üzerine çiftlik evi ve yapıların hali hazır durumu, maddi değerlerinin belirlenmesi için Karataş Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/22 D.iş sayılı tespit dosyası ile tespit yaptırdıklarını, tespit dosyasında inşaat mühendisi bilirkişi … ve teknik bilirkişi … tarafından rapor düzenlendiğini, bu bilirkişi raporlarına göre Adana ili, Karataş ilçesi,… köyünde tapuya kain 412 parsel üzerinde bulunan çiftlik evi ve yapıların halihazır durumu ve değerinin belirlendiğini, yapıların toplam 412.453,50 değerinde olduğu, bu tespit bilirkişi raporunun davalıya 30.12.2014 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı ile diğer mirasçılar arasında yapılan anlaşma tarihinde davacıya düşen ve tespit bilirkişileri tarafından belirlenen yapıların bulunduğu çiftlik evinde çok sayıda yetişmiş ağaç olduğunu, ancak bu ağaçların davalı … tarafından davacı ve diğer paydaşların bilgi ve rızası dışında kesildiğini, ağaçların kesilmesi nedeniyle tespit bilirkişileri tarafından ağaç bedellerinin belirlenemediğini, kesilen ağaçların değeri toplamından da davacı payına düşen hisseyi istediklerini, yapı değeri olan 412.453,50 TL’den 1/4 ü pay olan ve davacı hissesine düşen 103.113,375 TL ve ağaç bedellerinden davacının 1/4 payına düşecek olan bedelin davalıdan tahsili ile vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesini istemiş,

Davalı vekili cevap lahiyası ile, taraflar arasında miras sözleşmesi olmadığını, miras bırakan olan babalarının çocuklarına mal satışı olduğunu, bütün işlemlerin mirasbırakanın sağlığında yapıldığını, babalarının sağlığında davacının herhangi bir itirazının bulunmadığını, tüm kardeşlerin, babalarının kendilerine vermiş olduğu yerlere rıza gösterdiklerini, satışların yapıldığı dönemde de murisin akıl sağlığının yerinde olduğunu, murisin kullanmış olduğu taşınmazları bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilerek, isteyerek ve rıza göstererek çiftlik evini müvekkiline vermiş olduğunu, ayrıca çiftlik evinin ortak kullanımı gibi bir durumunun söz konusu olmadığını, buna dair herhangi bir belge imzalanmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 23/10/2015 havale tarihli cevaba cevap dilekçesi ile, çekilen kura ile …’a ait kuyu sularının ve çiftlik evinde bulunan demirbaşların ihtiyaç halinde kullandırılacağının kararlaştırıldığını, ancak çekilen kura ile çiftlik evinin 4 kardeş arasında ortak olarak pay edildiğini, çiftlik evinden pay alanların diğer hisselerden 10 dönüm kadar eksik pay aldıklarını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiş,

Davalı vekili 23/03/2016 havale tarihi ikinci cevap dilekçesi ile, miras taksim sözleşmesi, miras bırakanın ölümünden sonra en azından noter tarafından onaylanmasıyla gerçekleşeceğini, miras bırakanın sağlığında miras taksimi olamayacağını, olayın babanın evlatlarına mal satışı olduğunu, evlatların da buna rıza gösterdiklerini, davacının delil olarak sunmuş olduğu imzasız belgelerin düzmece olduğunu, gerçeği yansıtmadığını davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: Davanın Reddi ile harç, vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmettiği,

Davacı vekili 16.01.2018 tarihli istinaf dilekçesinde, Mahkemenin red gerekçesi usul ve yasalara ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına, olayın oluşu ve delillere, tanık beyanlarına aykırı olduğunu, bir taraftan olayın miras taksiminden kaynaklanan bir sözleşmeye dayalı bir talep olduğu, ancak ortada bir taksim sözleşmenin bulunmadığı ve miras bırakanın yanıldığını ve aldatıldığını öğrendiği tarihten 1 yılı içinde tasarrufundan dönmediğinin belirtildiği, diğer yönden miras bırakan sözleşmenin tarafı sayılmadığını, hem de aldatıldığını öğrendiği tarihten 1 yıl içinde tasarrufundan dönmediği tespitinin yapıldığını, bunun bir çelişki arz ettiğini, miras sözleşmesi yok ise miras bırakanın tasarrufundan dönmesinin de doğal olarak beklenemeyeceğini, müteveffanın malların paylaşımını çocuklarının ortak iradelerine bıraktığını, herkesin anlaşmaya varması halinde kendisinin bir itirazı olmadığı anlaşıldığı, ölüm tarihine kadar oturduğu, dava konusu 412 parsel no’lu taşınmaz içerisinde bulunan çiftlik evinin bu parselin üzerinde olduğunu bilmemesi, tarafların bu konuda yanılgıya düşmüş olabileceğinin hayatın olağan akışına uygun bulunmadığının mahkeme tarafından kabulü de 1. şıkta izah ettiğimiz gerekçeyi dayanaksız bıraktığını, muris …’ın sağlığında yapılan miras paylaşımı, intifa hakkı muris üzerine olmak kaydıyla, mirasçılara düşen yerlerin çıplak mülkiyeti mirasçılara verilmesi koşuluyla yapıldığını, tapu kayıtlarında murisin intifa hakkı şerhinin bulunduğunu, davalı tanıkları beyanlarında muris-dedelerinin vefatına kadar çiftlik evinde yaşadığını anlattıklarını, muris yaşarken ve çiftlik evinde ikamet ederken ve üstelik de intifa hakkını kendi üzerinde bırakmışken, davacı müdahalesinin olamayacağının açık olduğunu, bir evlat olarak ta müdahale etmemesinin örf ve adetlere ve hayatın olağan akışına uygun olduğunu, ayrıca muris … sağlığını yitirdiği ve Adana 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin (Vesayet Hakimliği) 2011/ 3907 E. ile kısıtlandığını, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı raporunda murisin demans – bunama hali tespit edildiğini, murisin 26.06.2013 tarihinde vefatı üzerine davalının çiftlik evini işgal ettiğini ve davacının kullanımını engellediğini, davalının bu işgal sonrasında çiftlik evinin bahçesinde bulunan tüm ağaçları da kestiğini, ağaç kesimi nedeniyle taraflar arasında tehdit suçlamasıyla Karataş Asliye Ceza Mahkemesinde yargılamanın devam ettiğini, çiftlik evinin murisin vefatından sonra davalı tarafından işgal edilmesi ve çiftlik evi ve eklentilerini davacıya kullandırılmaması üzerine taraflar arasında uzlaşma sağlanamayacağından Karataş Sulh Hukuk Mah. 2014/22 D.İş sayılı tespit dosyası ile çiftlik evinin hali hazır durumu ve değerinin belirlenmesi amacıyla 04.11.2014 tarihinde tespit yaptırıldığını, bu tespit raporunda yapıya belirlenen değer üzerinden de 11.05.2015 tarihinde işbu davayı açtıklarını, red gerekçesinin bu bakımdan da olayın oluşuna aykırı olduğunu,… adına kayıtlı olan taşınır ve taşınmazlar gruplandırılarak kura düzenlendiğini, kuyu sularının ihtiyaca göre ortak olarak kullanılacağı, çiftlik evinin dört mirasçı arasında kullanılacağı olmadığı takdirde değerinin paylaşılacağı mirasçılar tarafından kabul edildiğinden çiftlik evinde bulunan menkul malların bedelleri -çiftlik evini paylaşan mirasçılara verilecek taşınmazlarda çiftlik evindeki menkuller ve evin değeri ölçüsünde her bir dönüm değeri ile mahsuplaştırılarak dönüm olarak eksik verileceği için de çiftlik evinin bina olarak değeri ve bina dışındaki araç vs. menkullerin de değeri hesaplanmış, davaya konu çiftlikte bulunan demirbaşların-kuyuların ihtiyaç halinde diğer mirasçılara(çiftlik evini paylaşanlar dışındaki) kullandırılacağının karar altına alındığını, mülkiyetin maddi kapsamına ‘üst arza tabidir’ kuralı gereğince yasal sınırlamalar saklı kalmak kaydıyla yapılarında girdiği ancak bu kuralın istisnaları bulunduğunu (TMK.728 ve devamı mad.), bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar, murisin bilgisi ile çocuklarının miras kalacak mallarda paylaşım yapmasına rıza göstermiş olması, paylaşım da davacıya çiftlik evinin 1/4 payı düştüğünü, tarafların anlaştığı miras paylaşımı ile çiftlik evinin arzdan ayrı olarak değerlendirildiğini, anlaşma ile menkul mal olarak hukuki nitelik verildiğini, çiftlik evinin 626 parsel sayılı taşınmaz üzerinde olduğu varsayılarak çiftlik evi paylaşıma dahil edildiğini, ancak daha sonra 626 parselin bitişiği ve davalıya düşen 412 parsel üzerinde olduğunun anlaşıldığını, bu yüzden 412 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı üzerinde ev bulunduğuna dair tapu kayıtlarında herhangi bir şerh bulunmadığını, tapu kütüğünde beyanlar sütununa yazılan şeyler, kanuna göre bu nitelikte olamayacakları ispat edilmedikçe eklenti sayıldığını, dava dosyasına sunulan mal paylaşımı belgeleri, kura yazıları, kuraya dayalı olarak tarlaların tapu tescillerinin yapılması, tanık beyanları ile çiftlik evinin arza tabi olarak değerlendirilmediği, miras paylaşımına davalıya ait değil, miras bırakılan menkul mal olarak değerlendirilip, mal paylaşımına konu edildiğinin ortaya çıktığını, olayların gelişimi, yazılı belgeler, tanık anlatımlarının iddialarını doğrulamasına rağmen (dava, cevap ve tüm yazılı beyanlarımızda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere) yasal dayanaktan yoksun, maddi vakıaların ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek davanın reddine karar verildiğini, Karataş Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 02.11.2017 tarih ve 2015/96 E.-2017/291 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

DELİLLER: Tüm dosya.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Tapu kayıtları, veraset ilamı, Karataş Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/22 D.iş sayılı tespit dosyası,06.03.2013 tarihli adi yazılı protokol,07.08.2011 tarihli tutanaktır yazılı adi belge(mirasçılar arası rızai taksim, muris yer almamış) ve adi yazılı kura belgeleri dosyaya konmuş,

Tapu kaydına göre,

Adana ili, Karataş ilçesi, İnneplıhüyüğü mahallesinde tapuya kain 412 parselin 35.500 m2 mesahalı ve tarla vasfı, tam hisse ile …,(edinim: satış sureti ile)(26.08.2011 tarihinde intifa hakkı üzerinde tutularak çıplak mülkiyetin satıldığı)

Davacı tanığı … duruşmadaki beyanında, “ben tarafların kız kardeşiyim. Babamız … 2013 yılında vefat etmeden önce 11 kardeş babamızdan kalan malları paylaşmak amacıyla miras taksim yapmaya çalıştık. 4 erkek kardeşimiz Enis, …, … ve … malları değer biçmek suretiyle 11’e ayırdılar ve her bir parçayı numaralandırdılar. Ancak çiftlik evini çeken şahısların tarlalardan 12’şer dönüm eksik pay alacağına dair kayıt koydular. Ben de bir adaletsizlik olabileceği düşüncesiyle itiraz ettim. Şöyle ki; ben Adana’da yaşayan biriyim. Haftasonları çiftlik evini kullanmak istediğimde bu ev için kura çeken toplam 4 kişi arasında uyuşmazlık çıkabileceğini bunun da bir ihtimal olduğunu belirttim. Büyük ağabeyim … bana hitaben “sen belli ki çiftlik evini istemiyorsun, eğer sana çiftlik bana tarla çıkarsa kuraları değişiriz” dedi. 11 kişinin önünde bana bu şekilde söz verdi. Çiftlik evi …, Enis, İlhami ve …’a çıktı. … vefat ettiği için onun adına kızı Dilek çekmişti. Kura olayı bu şekilde gerçekleşti ancak taraflar arasında uyuşmazlık çıkınca tüm aile zarar görmekteyiz, yapılan kura neticesinde 11 kardeş kuraya muvafakat ettik ve herkes bu hususun tutanağa bağlanması konusunda hem fikirdi. Bir tutanak hazırladık. kura esnasında hazırlamış olduğumuz tutanak budur, bu şekilde mutabakata vardık, evin kullanımı davalı tarafından engellenmektedir. Hiçbir mirasçı çiftlik evini kullanamamaktadır. Evin satılmak istenildiğini duydum, gösterilen belgelerdeki imzalar tarafıma aittir, o gün yapılmış kura neticesinde imzalanmıştı.” dediği,

Davacı tanığı … duruşmadaki beyanında, “Ben tarafların kardeşiyim. Yapılan kurayı ve yaşananları bizzat orada bulunduğum için net hatırlıyorum. Babamız Yusuf İzzettin ölmeden önce babamızdan kalacak malları taksim etmek istedik. 11 kardeş toplandık. Yalnız iki kardeşimiz vefat ettiği için onların yerine mirasçıları katıldı. Çiftlik evinin değeri fazla olduğu için büyüklerimiz çiftlik evini kuradan çeken tarlalardaki hakkından 10’ar dönüm eksik alsın diye kayıt koydular. Bunun üzerine kura yapıldı kura neticesinde çiftlik evi İsmail Hakkı, İlhami, Enis ve …’e düştü. Herkes bu durumu kabul etti. Sonrasında çekilen kuraları bir tutanağa bağladık. Herkes çektiği yerin altını imzaladı. tarafıma gösterilmiş olan imzalı ve imzasız tutanakların hepsi o gün kura neticesinde yazıldı ve imzalandı. Hazırladığımız tutanaklar bunlardır. … imzalı tutanağı da bizzat kendim imzaladım. Tarafıma gösterilen tüm tutanaklardaki imzalar bana aittir.” dediği,

Davacı tanığı … duruşmadaki beyanında, Biz 11 kardeşiz. Babamın sağlığında babamdan kalacak malları taksim etmek için toplandık. Çiftlik evini İsmail Hakkı, Enis, … ve İlhami kura çekti. Çiftlik evini kurada çekenlerin ayrı bir statüsü olup olmadığını bilmiyorum. Rahatsızlığımdan dolayı o günleri tam hatırlayamıyorum. Tanıklık ücreti talebim yoktur.” dediği,

Davacı tanığı … duruşmadaki beyanında, “Ben …’ın eşiyim. Kura çekildiği esnada eşim vefat etmişti. Bu sebeple eşimi temsilen oğullarım Bülent, …, Yusuf İzzettin ve kızım … katıldı. Bana kura sonrasında çiftlik evinin amcaları İlhami, İsmail Hakkı, Enis ve …’e düştüğünü söylediler. Çiftlik evi karşılığında diğer tarlalardan 10’ar dönüm eksik alındı diye biliyorum. Bu hususu tutanağa bağlayıp bağlamadıklarını bilmiyorum, sadece bu hususu biliyorum. Çiftlik evini de şuan … kullanmaktadır. Çocuklarım kurada bana bir takım belgeleri imzaladıklarını söylemişlerdi, tanıklık ücreti talebim yoktur.” dediği,

Davacı tanığı … duruşmadaki beyanında, “Ben … mirasçılarından …’ün eşiyim. Bu sebeple davanın taraflarını ve dava konusu taşınmazları gayet iyi bilirim. Tarafların murisi benim de kayınpederim … ölmeden önce sağlık durumu kötüye gittiği için beni yanına çağırdı ve mirasçıların ölünceye kadar bakma sözü karışlığında taksim yapmalarını istediğini iletti. Ben de makine mühendisi olduğum için kayınpederim güvendi ve hakkaniyetli bir dağılım yapmak için önhazırlık yapmamı istedi, tarları gezdim, tapu kayıtlarını istedim. Karşılaştırmalar yaptım. Kayınpederime çiftlik evinin hangi parselde kaldığını danıştım. Kendisi yaşlı olduğu için buranın en geniş arazideki, 180 dönümlük yerdeki bir alan olduğunu söyledi. Hatta ilk aldığı yerin de burası olduğunu belirtti. Ben de ilgili tutanakların ve kura için gerekli evrakların hazırlanmasına yardımcı oldum. Kum tarlaların dönümünü 7.500,00 TL olarak, kuyuya fiyat koymadık, toprak olan yerlere de 6.000,00 TL olarak belirledik. Çiftlik evininin değerini 300.000,00 TL olarak belirledik ve bu evin bulunduğu alanı dörde böldük. Hatırladığım kadarıyla 421 ve 422 nolu yaklaşık 70 dönümlük bir alan bir kişiye, 626 nolu parsel içinde kalan alan da 3 kişiye verilecek şekilde bir taksimat hazırladık. Çiftlik evinin değeri yüksek olduğu için çiftlik evini çekmeyecek diğer mirasçıların 10’a dönüm fazla taşınmaz alması kararlaştırıldı. Bu şekilde tüm mirasçıların kuraya katılmak istediği konusunda da uzlaşma sağlandığından kura töreni bir süre sonra yapıldı. Ancak kura törenine ben katılmadım, eşim katıldı. Tüm mirasçılar oradaydı diye biliyorum. Tarafların murisi kayınpederim çiftlik evinin bulunduğu yeri 626 nolu parsel olarak gösterdiği için biz burayı çiftlik evi olarak 3’e böldük. Ancak buranın 626 nolu parsel olmadığını öğrendik. Kuradan sonra eşim burayı …’ın çektiğini söyledi, hatta kura listesini getirdi ve baktım. Ayrıca şu hususu da belirtmek isterim ki 626 nolu parselde çiftlik evi bulunmadığı hususunu kayınpederim ölümünden bir yıl sonra taraflar arasında niza çıkınca öğrendim. Ben tüm mirasçılara yapılan anlaşmanın noterde tasdikinin gerektiğini söyledim. Ancak taraflar biz nasıl olsa kardeşiz birlik beraberlik içindeyiz sıkıntı çıkmaz dediler. Dosyaya sunulmuş üzerinde 1,2,3,4,5,7 yazılı tutanakları bizzat kendim hazırladım. Bu tutanakları büyük kayınbiraderim …1’a teslim ettim. Ancak daha önce de izah ettiğim gibi kura esnasında tutulan tutanakları ben hazırlamadım, kura törenine katılmadım, tutanağı Cezmi ağabeye verirken kimse yoktu. Tanıklık ücreti talebim yoktur.” dediği,

Davacı tanığı … duruşmadaki beyanında, “Ben … mirasçılarından …’ın oğlu olurum. 2011 yılında yapılan kura törenine bizzat katıldım. Ağabeyim bizim adımıza kura çekti. Kumluk taşınmazların dönümüne 7.500,00 toprak yerlere 6.000,00, çiftlik evine de 300.000,00 TL değer biçildi. Ayrıca çiftlik evini çekenlerin diğer taşınmazlardan 10’ar dönüm eksik alacağı kararlaştırıldı. Kura neticesinde … mirasçıları, …, … ve … çiftlik evini çekti. Bu anlaşmaya itirazı olan kimse olmadı, tanıklık ücreti talebim yoktur.” dediği,

Davacı tanığı …2 talimat yoluyla alınan beyanında, “taraflar benim kardeşim olur, rahmetli babamın sağlığında tarları bize vermek istedi, bizde kendi aramızda malları taksime tabi tuttuk, birbirine denklemeye çalıştık ve her payı ayrı ayrı belirledik, bu işi de … ile …’a verdik, onlar fiyatlarını da belirlediler, daha sonra kura çektik, herkes çektiği kurasına sahip çıktı, herkesin çektiği kuralar tutanağa döküldü, 5 kardeşimize … mevkii, 4 kardeşimize çiftlik mevkii, diğer ikimize de terliksiz köyünden taşınmazlar isabet etti, çiftlik mevkiindeki taşınmazlar …, …, …, …’ya isabet etti, çiftlik binası da davalı …’ye isabet etti, zaten kura sırasında her parselin krokisi vardı, yüzölçümleri belliydi, çiftlik binasının farklı parselde kaldığına dair aramızda böyle bir konuşma geçmedi, Benim kesinlikle böyle bilgim yok, böyle bir şey de hatırlamıyorum, böyle bir şey de olmadı, dedi. benim bildiğim kadarıyla taksime tabi tutulurken bir hissedeki arazi çorak olduğu için çiftlik binası ona ek olarak ilave edildi, taksimatı yapan kardeşlerimiz taksimat öncesi hisseleri belirlerken araştırma yaptılar hangi yerdeki taşınmaz kaç paraya gidiyor, ona göre ayarlama yaptılar.” dediği,

Tanık … talimat yoluyla alınan beyanında, “davacı eşim, davalı ise kayınbiraderim olur, kayınbabam olan …’ın sağlığında çocukları bir araya geldiler, taşınmazlara değer biçtiler, aralarında taksime tabi tutup kura çektiler, kura sonucu çiftlik binası ve eklentileri 4 kardeşe isabet etti ve bu kura sonucuna görede tapudan intikalleri yapıldı, 07/08/2011 tarihli tutanakları … yazdı, tüm varisler imzaladılar, aslı en büyük abileri olan …’ğa verildi, diğer kardeşler ise suret aldılar, kuradan sonra sadece parsel numarasında bir karışıklık olduğu anlaşıldı, bunun üzerine tüm mirasçılar çiftliğin bulunduğu parsel konusunda mutabık kaldılar, davalı ise çiftliğin bulunduğu parsel bana isabet etti diyerek çiftlikten kaynaklı taksim sözleşmesindeki binaların bedelini ödemedi, çiftliğe bizi ve diğer kardeşleri sokmadı.” dediği,

Davalı tanığı … duruşmadaki beyanında, “Davalı … benim eşim olur, tanıklık yapmak istiyorum, tarafların murisi kayınpederim … 2013 yılında vefat etti, vefat etmeden iki yıl önce 2011 yılında taraflar arasında anlaşmazlık çıkmaması adına miras taksim sözleşmesi yapılmak istendi, bunun için eşim … ve … görevlendirildiler, taşınmazların 11 eşit parçaya taksimi ve her bir parçanın değerini ikisi belirleyecekti, ancak … ilgilenmedi. Davalı eşim ilgili araştırmaları yapıp kura listelerini oluşturdu. 412 nolu parsel üzerinde çiftlik evinin olduğunu tüm mirasçılar biliyordu. Kayınpederim de biliyordu. Bir kişinin oturduğu evi hangi parsel üzerinde olduğunu bilmemesi hayatın olağan akışına zaten aykırıdır. Kuralar çekildikten sonra hiç kimsenin itirazı olmadı eşime 411 ve 412 nolu parseller düştü. Herkes memnuniyetle kura sonuçlarını karşıladı ve kayınpederimin vefatına kadar da kimsenin itiraz ettiğini görmedik. Çiftlik mevki 4 parçaya bölündü, bir parçası eşime diğerleri …, … ve …’a çıktı. Eşim kura çekmedi. Son kalan kura kendisine kaldı. Bu suretler paylaşımlar yapıldı. 626 nolu parselin tarla vasıflı bir yer olduğunu herkes biliyordu ve bu parsel ile 411 ve 412 nolu parseller arasında bir yol da vardır yani bağlantılı bir taşınmaz değildir. Bu sebeple karışma ihtimali yoktur. Şu hususun da altını çizmek isterim ki bu kuralar yapıldıktan sonra ilgili yerler … mirasçılarına bizzat … tarafından satış suretiyle devredildi ve tesciller yapıldı. Kayınpederim … yaklaşık 32 yıl boyunca bu tarlaları ve taşınmazları kullandı. Kuraya ilişkin hazırlıkların hepsi harita çalışmaları ile yapıldı, zaten hepsinin ismi ve imzası vardır. Tanıklık ücreti talebim yoktur.” dediği,

Davalı tanığı …1 duruşmadaki beyanında, “Taraflar benim kardeşim olur, tanıklık yapmak istiyorum. 2013 yılında babam vefat etmeden önce tüm kardeşlerimi bir araya topladı ve ölmeden önce tüm taşınmazları taksim etmek istediğini, kardeşler arasında bir uyuşmazlık çıkmamasını istediğini bizlere iletti. Herkes bu durumu onayladı ve kura çekmek suretiyle bir çalışma yapıldı. Kardeşim …, … ve akrabam … yerlerin tespiti ve değerleri konusunda çalışma yapılmak üzere görevlendirildi. … be … işlemlere çok iştirak etmediler. Daha çok davalı kardeşim … ilgilendi. Tüm yerlerin haritaları çıkarıldı. Değerleri tespit edildi, maddi değerlere göre kura listeleri hazırlandı. Kura günü taşınmazların tamamının kaç numaralı kağıtta yazılı dolduğu tek tek gösterildi. Kimsenin itirazı olmadı. Herkes 412 nolu parsel üzerinde çiftlik evi olduğunu biliyordu. Zaten babam yaklaşık 30 yıl önce burayı yaptırmıştı. Hangi parsel üzerinde olduğunu bilmemesinin olanağı yoktur. 626 nolu parsel üzerinde de tarla vardır. 626 ile 412 nolu parselin fiilen ve fiziken karışmış olma ihtimali yoktur. Tüm mirasçılar 626 ve 412 nolu parselin yerini ve konumu gayet iyi biliyordu. Kura çekimi işine başlamadan önce de kura çekme sırasını dahi kura ile belirledik. Davalı son kalan kağıdı aldı. En son kendisi çekti. Kura işlemi bittikten sonra bizzat kendim herkese tek tek sordum, “yerinden memnun olmayan var mı? var ise yerim ile değiştirmeye hazırım” dedim. Hiç kimse ses çıkarmadı, herkes helalleşti ve oradan ayrıldık. Babamıza kura sonuçlarını ilettik. Babam da gönül rahatlığıyla tescili yapabilirim dedi ve herkese satış suretiyle tesciller yapıldı. Davacının neden bu davayı açtığını anlam veremiyorum, maddi problemleri olduğunu duyuyoruz. Ancak olayların iç yüzünü bilemiyorum. Ben yıllardır Almanya’da yaşarım, hiçkimse ile husumetim yoktur, bildiklerim ve gördüklerim bundan ibarettir, tanıklık ücreti talebim yoktur. Davacının kendisine düşen yerini maddi problemleri yüzünden daha sonra sattığını duydum.” dediği,

Davalı tanığı … duruşmadaki beyanında, “Davalı babam, davacı da amcam olur, tanıklık yapmak istiyorum. Ben dönemin olaylarına birebir şahidim. Dedem vefat etmeden önce sahip olduğu taşınmazların hepsini murislerine geçirdi, bundaki amacı öldükten sonra herhangi bir karmaşa çıkmasının istememesiydi. Bunun için iki kişiyi görevlendirdi bir tanesi babam … diğeri de amcam …’ı görevlendirdi ancak … bu işle pek ilgilenmedi, babam dedem ve ben tüm taşınmazları tek tek gezdik, krokilerini çıkardık ve hepsine değer biçtik. Bu değerler biçilirken çevrede yaşayanlardan, köyde bulunanlardan görüş aldık ve taşınmazları 11 eşit parçaya böldük. Yüzölçümleri nazara alınmadı, yukarıda izah ettiğim gibi değerlerini önemsedik. Çiftlik evinin olduğu kısım da mevki olarak dörde ayrıldı, çiftlik evi 412 nolu parselin içindeydi. Bunu dedem biliyordu, çünkü burası zaten kendisinin yıllardır yaşadığı işlerini de idare ettiği yerdi. Kura günü geldiğinde tüm aile toplandı. Herkes kurasını çekti, kalan son parça da babama kaldı. Babam 412 nolu parselin içinde bulunan çiftlik evini kuradan çekti. Herkese tek tek itirazları olup olmadığını sordu. Dedem kura esnasında orada bulunmuyordu. Yayladaydı. Herkes mutlu mesut oradan ayrıldı, kimsenin itirazı olmadı. Konuyu dedeme ilettik o da kura sonucuna göre satış suretiyle tescili gerçekleşti. Zaten çiftlik evinin bulunduğu yerde yapılan kadastral çalışmalar vardı. 626 ile 412 parseller arasında da 7 metrelik bir yol vardır. Bu sebeple karışma ihtimali yoktur. Herkes neyin neresi olduğunu gayet iyi biliyordu, davacının dedem ölene kadar herhangi bir itirazı da yoktu, hatta son iki yıla kadar bir itirazı olduğunu görmedik, dava açılınca itirazı olduğunu öğrendik. Bu olaylar olduğunda 24 yaşında idim. Yukarıda beyanlarımda bahsetmiş olduğum kadastronun belirlediği yol, hep yol olarak kullanıldı. Tüm kuraya katılanların toplanarak noterde satış vaadi yaptıkları anda … amcam ile …2’un herhangi bir itirazı olduğunu duymadım, bu konuya ilişkin bilgim yoktur, tanıklık ücreti talebim yoktur.” dediği,

Davalı tanığı … duruşmadaki beyanında, “Davacı ve davalı benim amcam olurlar, tanıklık yapmak istiyorum. 2011 yılında ben 20 yaşında iken dedem sahip olduğu taşınmazların paylaşımı için davalıyı, …’ı ve …’ü görevlendirdi. Ancak bu işle davalı amcam ilgilendi. Tarla araştırmalarını yaptı, dönümlerin ne kadar gittiği araştırdı. Tarlalar kira bedellerine göre 11 eşit parçaya bölündü. Bunlardan Terliksiz … mevki ve Çiftlik mevkindeki tarlalar ayrıldı. Kumdaki tarlalar toprağa göre daha değerli idi. Kişilere 70-90 dönüm arasında tarlalar dağıtıldı ancak her birinin değeri eşitti. Hazırlandıktan sonra büyükbabamın rızası ile kura çekimine gidildi. Davalı da en son kurayı kendisi çekti ve çiftlik evi kendisine çıktı. 412 nolu parselin içinde çiftlik evi bulunduğunu davalı ve davacı da dahil herkes biliyordu, dedem burada yaşıyordu. Kura sonucunda hiç kimsenin itirazı olmadı herkes kura sonucundan memnundu. Hatta kişiler birbirlerine “istersen benim yerimi alabilirsin” şeklinde teklifte bulundular. Daha sonra kura sonuçları büyükbabama sunuldu ve rızası alınarak tesciller yapıldı. Babam …2’ın çekilen kura ve dağıtılan yerlere ilişkin hiç itirazı olmadı. Toplantılar bizim Reşatbey’deki galerimizde yapıldı. Biz diğer mirasçılardan satış vaadi suretiyle bu yeri aldık. Daha önce toplulaştırma işlemi nedeniyle tescil yapamamıştır, şimdi de yargılama devam ettiği için yapamıyoruz. 412 ile 626 parseller arasındaki yaklaşık 7-8 metrelik kısım yol olarak aktif halde kullanılmaktadır, tanıklık ücreti talebim yoktur.” dediği,

Davalı tanığı … duruşmadaki beyanında, “Ben davalının damadı olurum, tanıklık yapmak istiyorum. … vefatından önce tarlalarını paylaştırmak için … ve …’ı görevlendirdi ancak … ilgilenmedi, hepsi ile davalı ilgilendi. Davalı da tüm tarlaları gezmek suretiyle taşınmazlara değer biçti, bunlara değer biçerken tarlaların vasıfları, toprak yapısı, verim durumunu değerlendirdi hatta birkaç kez ben ve eşim de vardı. Eşim de teknik olarak yardımcı olmaya çalıştı kendisi makine mühendisidir. Taşınmazlar 11 eşit parçaya bölündü ve … onayına sunuldu. Onay alındıktan sonra da kura çekimine gidildi. Herkes hangi taşınmazın nerede odluğunu biliyordu, 412 parselin üzerinde çiftlik evinin olduğunu davacı da dahil herkes biliyordu. Kuralar da tarların değerine göre eşit parçalara bölündü, yüzölçümleri dikkate alınması çünkü bazı yerler çorak bazı yerler verimli idi. Kura çekilirken ben orada değildi. Ancak davalıya en son kuranın kaldığını biliyorum. Kura çekildikten sonra hiçbir sorun olmadı, sorun olmadığı için de …’ın onayına sunuldu ve buna göre tescil işlemi yapıldı. Satış vaadi sözleşmelerinin yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Davacının itirazı ne zaman oldu tam olarak hatırlayamıyorum, tanıklık ücreti talebim yoktur.” dediği,

Davalı tanığı …7 duruşmadaki beyanında, “Davalı babam, davacı da amcam olur tanıklık yapmak istiyorum. Dedem … vefatından önce tarlalarını paylaştırmak için … ve …’ı görevlendirdi ancak … ilgilenmedi. Öncelikle tapu kayıtları çıkarıldı ve sonrasında değer tespiti için bir takım araştırmalara girişildi. Değer tespiti yapılırken taşınmazların konum ve verim hususları nazara alındı ve taşınmazlara 5.500-7.500 TL arası dönüm başı tespit yapıldı. Detaylı bilmemin sebebi ben mühendis olduğum için babam teknik hesaplamalarda benden yardım alıyordu. Taşınmazlara 11 eşit parçaya bölündükten sonra büyük babamın onayına sunuldu ve kendisi paylaşımı onayladı. Her bir kişiye 70 ile 90 dönüm arası bir taşınmaz düştü. Dönümlerdeki farklılığın sebebi paylaşmanın taşınmazların değeri nazara alınarak yapılması idi. Kura sonucu babama 411 ve 412 parseller çıkmış ben kurada bizzat bulunmadım. 412 parselin üzerinde çiftlik evi olduğunu davacı dahil herkes biliyordu. Zaten kura kağıtlarında yer alan taşınmazlar belirlenirken tapu kayıtları ve krokiler nazara alındı. Biz çalışmamızı bu şekilde yaptığımız için herkese bu kayıtların gösterilmiş olabileceğini tahmin ediyorum. Kura çekiminden sonra kimsenin itirazı olmadı. Dedem kura sonuçlarına göre satış suretiyle tescilleri yaptı, bir kısım taşınmazların tescillerinin neden yapılamadığını bilmiyorum. Davacı da dedemin vefatından sonra da itiraz etmedi ancak kanaatimce ekonomik durumu bozulunca bu durum ortaya çıktı. Dava dışı amcam …2’ın da yapılan kuraya bir itirazının olduğunu duymadım, amcama da tesciller yapılamadığını biliyorum. 412 ve 626 parseller arasındaki yol aktif olarak kullanılmaktadır. Bir takım hissedarların 10’ar dönüm eksik almasının sebebi yukarıda detaylı bahsettiğim gibi taşınmazların değerleri ile alakalıdır. Bir takım taşınmazlar verimli idi bazıları ise çorak yerlerdi, bu sebeple adaletin sağlanması için böyle bir duruma başvurduk, tanıklık ücreti talebim yoktur.” dediği,

görülmüştür.

Dava, hukuki niteliği itibariyle miras taksim sözleşmesinden kaynaklanan alacak isteğidir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 676.maddesi,”Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.”

4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 677.maddesi,”Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.”

4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 678.maddesi,”Mirasbırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmeler geçerli değildir. Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimlerin geri verilmesi istenebilir.”

4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 680.maddesi,”Borçlar Kanununun geçersizliğe ilişkin genel hükümleri, paylaşma sözleşmeleri hakkında da uygulanır.”

Somut olayda, miras bırakan …’ın 26.06.2013 tarihinde vefat ettiği, adi belge ile yapılan miras taksiminin ise 07.08.2011 tarihinde mirasçılar arasında yapıldığı ve muris …’ın çiftliğin olduğu taşınmazın intifa hakkını kendinde tutarak çıplak mülkiyeti 26.08.2011 tarihinde mirasçılar arasında yapılan taksime uygun olarak mirasçısı …’a tapuda sattığı, yani mirasçılar arasında yapılan paylaşımı murisin de kabul ettiği, çiftlik parselinin intifa hakkını alarak çıplak mülkiyeti paylaşım gibi naklettiği tüm dosya kapsamı ile sabittir. Miras bırakan, mirasçıları arasındaki sözleşme ve çekilen kuradan haberdar olup bilgisi dahilinde sözleşme yapılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarından miras bırakana ait malların miras bırakanının rızası ile kura çekmek suretiyle mirasçıların adi yazılı belgelerle paylaştıkları sabittir. Çekilen kura sonucuna hiçbir mirasçının itirazının olmadığı taraf tanıkları anlatımından anlaşılmakta ise de kuralar mirasçılar arasında çekilmiş olup miras bırakan bu sözleşmenin tarafı değildir. Tapu kayıtları incelendiğinde, kura sonucu uyarınca devirler miras bırakandan mirasçılara satış suretiyle yapılmıştır.

Mirastan feragat sözleşmesi, mirasbırakanla mirasçı arasında yapılan ve mirasçının miras hakkından vazgeçmesine ilişkin bulunan bir sözleşmedir. Mirasçının bu konuda üçüncü bir şahısla veya diğer bir mirasçı ile yaptığı sözleşme mirastan feragat sözleşmesi olmayıp, miras hakkının temliki sözleşmesidir. Mirastan feragat sözleşmesinin resmi şekilde yapılması bir geçerlilik şartı olduğu halde miras hissesinin temliki sözleşmesi alelade yazılı şekilde yapılabilir. Açılmamış bir miras üzerinde miras hakkının temliki sözleşmesinin geçerli sayılabilmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 678. maddesi gereğince miras bırakanın bu sözleşmeye iştiraki ve muvafakat etmesi şarttır.

TMK’ nın 678. Maddesine göre; Miras bırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçıları veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmeler geçerli değildir.

Miras bırakan …’ın sağlığında, miras bırakan …’ın taşınmazları hakkında tüm mirasçıların katılımı ile yapılan miras taksim sözleşmesi her ne kadar geçersiz ise de miras bırakanın bu sözleşmeye muvafakati bulunduğu, bu muvafakat doğrultusunda tüm mirasçılara hisse devri yapıldığı ve mirasçıların da bu hisse devirlerine itirazlarının bulunmadığı açıktır.

Davacı tarafın çiftlik evinin 412 parsel üzerinde olduğu konusunda yanılgıya düştüğü iddiası ise; hem tescil tarihi (26/08/2011) ile davanın açılış tarihi (11/05/2015) arasında geçen zaman dilimi, hem de tanık beyanları çerçevesinde kabul görmemiştir. Davacı taraf her ne kadar çiftlik evinin yerini bilme konusunda esaslı hataya düştüğünü iddia etse de dinlenen tanık beyanlarından paylaştırmalardan önce tüm taşınmazların ayrıntılı plan, kroki ve tapu kayıtlarının çıkarıldığı, itirazı olan kimsenin de çıkmadığı, kura öncesi taşınmazların değerinin tek tek tespit edildiği, çiftlik evinin değil çiftlik mevkiinin 4 eşit parçaya bölündüğü ve bu parçaların da …, …, … ve … isimli kardeşlere çıktığı,07/08/2011 tarihli tutanakta da “çiftlik, ağagöl, terliksiz tarlalarının” şeklinde ifadesinin yer aldığı, çiftlik evinin bağımsız, ayrı olarak kuraya dahil edilmediği, belirtilen mevkiin maddi değerinin ölçülerek 4 eşit parçaya bölündüğü, davalıya düşen kısım içerisinde çiftlik evinin de bulunduğu anlaşılmıştır. Taşınmazlar miras bırakan tarafından bizzat tapuda satış yapmak suretiyle devredildiğinden ve tapu kayıtlarında taşınmazların cinsi ayrı ve açık bir biçimde belirtilmiş olduğundan davacının çiftlik evinin bulunduğu yerin bilinmediği iddiası hayatın olağan akışına terstir. Keza miras bırakanın arzusu da bu yönde olup tapuda satış yolu ile mirasçılar arasındaki paylaşımı sağladığından mahkemenin red kararı yerindedir.

İzah edilen nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: İzah edilen nedenlerle,

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Peşin alınan 35,90 TL maktu istinaf karar harcı ile 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye İRAT KAYDINA,

3-İstinaf masraflarının, başvuran-davacı üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

5-Kararın 6100 sayılı HMK’nun 359/3.maddesi uyarınca dairemizce TARAFLARA TEBLİĞİNE,

6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1, 361/1, 362/1-a ve 365/1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya hükmü veren İlk Derece Mahkemesi’ne veya temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesi’ne verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04/06/2018